2011 Kurban Pakistan Seyehatnamesi

e-Posta Yazdır PDF

PAKİSTAN SEYEHATNAMESİ

Bismillahirrahmanirrahim

Pakistan yolculuğumuz 4 Kasım sabahı 07:30 feribotuyla İstanbul’a doğru hareketle başladı. Atatürk Havaalanı’na ulaştığımda diğer yol arkadaşlarımla tanıştım. Fotoğrafçı, gazeteci ve televizyoncuların çoğunlukta bulunduğu 9’u bayan 6’sı bay 15 kişilik bir ekipten oluşuyordu. Pakistan kafilesi 14:00 sularında uçağımız hareket etti ve belki de unutulmayacak hayat hikayelerine doğru yol almaya başladık. Akşam saatlerinde Katar’a ulaştık. Dört saat gibi uzun bir bekleyişin ardından Pakistan’ın güneyinde bulunan Karaçi adlı bölgeye doğru uçuşa geçtik. Ve oradan da İslamabad’a geçiş yaptık. Hayatımın en uzun uçak yolculuğunu geçirmiş olmanın yorgunluğunu bizi hiç tanımayan bir ailenin evinde yoğun ilgi eşliğinde istirahatle attım. Hava alanında üst düzey bir albayın askerleri tarafından karşılandık. İHH gönüllüsü olan bir askerin ricası üzerine Ahmet Bey bizi evinde misafir etti. Yukarıda arz ettiğim gibi hiç tanımamalarına rağmen bizimle tek tek ilgilendiler.Onaltı kişiyi evinde bu denli itinayla ağırlaması beni çok etkiledi. Anladım ki; Pakistanlılar misafirperver ve dost canlısı insanlar. Hazırlanan sofrada muhabbet dolu dakikalar geçirdik, duaları buluşturduk…

Ve gezimizin en can alıcı kısmına, bir dokunduğumuzda bin rahmetin kapılarını aralayacağımız Yetimhane ziyaretine sıra gelmişti. Ellerinde çiçeklerle birlikte çocuklar ve Mehmet Kara havaalanında bizi karşıladılar. Beklemediğimiz bir sürpriz oldu bu bizim için. Vakit kaybetmeden hep beraber Hubeyb Vakfı’nın yolunu tuttuk. Çocuklarla birlikte neşe içerisinde yenen yemeğin hemen ardından o gül yüzlü kutsallara emanetlerini,yani bayramlık hediyelerini takdim ettik. Çocuklarla birlikte geçirdiğimiz vakitler boyunca birbirlerine karşı olan saygılı, kibar davranışları, yeme içmedeki ikram etme alışkanlıkları, özellikle suyu içmeden önce birbirlerine sunmaları dikkat çekiciydi. Bu da gösteriyordu ki yetimhanede aldıkları eğitim mükemmeldi. Hubeyb Vakfı sorumlusu Nedim Bey ve Mehmet Kara vakfın çalışmaları hususunda ve Pakistan ile ilgili bilgilendirme konuşmaları yaptılar.

170 Milyon nüfuslu; altın, gümüş , granür madenleri ve dünyanın 3. büyük kömür madenine sahip, çok verimli toprakları olan-hatta bu topraklar yılda dört kez ekilse bile verim alınabileceği kadar bereketli- Pakistan hakkında bir çok bilgi edindik.

Kast sisteminin varlığından ve insanların bazılarının 1000 dolar maaş alırken, bazılarının ise 100 dolar bile alamadıklarından, aralarında çok bariz farklar olduğundan bahsedildi. Bu üzücü bilgilerden sonra hotelimize dinlenmek üzere geri döndük.

Ertesi gün Keşmir Hubeyb Koleji’nde güne başladık. Yetim çocukların kendi elleriyle hazırladıkları bayramlık kartpostallar şahsımıza tek tek hediye edildi. Minik yüreklerden çıkan ince düşünceler bizi ziyadesiyle mutlu etti. Üstüne hazırladıkları mini programda Türkçe telaffuzla Yetim Senfonisini okumaları ve çeşitli gösterileriyle unutulmaz bir bayram yaşamamıza vesile oldular. Kolejde toplam 300 çocuk eğitim görürken, bunların 150’si yetim, 150’si ücretli okumaktadır.

Ertesi gün Türk arkadaşlarla bayramlaştık ve soluğu yine kolejde aldık. Çocuklarla bayramlaşıp balon, şeker gibi küçük hediyeler dağıttık. Elbette bayram harçlıklarını unutmadık.

Tekbir ve dualar eşliğinde çocukların da bulunduğu kurban kesim alanında heyecanı, ibadetin bereketini paylaştık.Ve onüç bölgede 1500 hisse kurban Pakistan’da kesilmiş oldu.

Çocuklarla birlikte pasta kestik ve onlara ellerimizle pasta yedirdik. Başını okşamanın yanında ellerimizle onları bir anne şefkatiyle besledik.

Bir grup çocuk kolejin bahçesinde top oynuyordu. Yanlarından geçerken birden topu bize attılar. Anladım ki bizi oyuna davet ediyorlardı. Ve nasıl geçtiğini anlamadığım bir saat boyunca onlarla top oynadık. Kolejin bahçesinde çocuklarla ettiğimiz sohbetler, oynadığımız oyunlar tadına doyulmaz bir gün geçirmemize vesile oldu.Bu paha biçilemez dakikalar hüzünlü veda eşliğinde şimdilik bitmişti.Hayatımdaki en anlamlı bayramı hatıralarıma eklemiş oldum Pakistan yolculuğu ile…Ve oradan ayrılırken şunu bir kez daha çok iyi anladım; yaptığımız yardımların ne kadar doğru bir yere gittiğini ve ümmetin çocuklarına sahip çıkmakla Salih bir ameli gerçekleştirmiş olduğumuzu ispatlamış olmak…Çünkü yetimhanemizde kalan çocukların, anne-babalarının yanında kalan çocuklardan çok daha iyi bir eğitim aldıklarını fark ettik.

Keşmir’den rotamızı İslamabad’a çevirdik. Dört saat süren yolculuk sonunda eski Keşmir Cumhurbaşkanı’nın davetini kırmayıp yemeğimizi onun makamında yedik. Davet üstüne davet geliyordu kafilemize. Bu hoş sohbetli yemeğin ardından Hubeyb Vakfı başkanı Nedim Bey’in evine misafir olduk. Nedim Bey’in evinde içtiğimiz demleme çayın eşliğinde Pakistan kültüründen ve halkın yaşayışıyla ilgili bilgilendirildik. Pakistan’a ulaştığımızdan beri ilk defa demleme usulü çay içmiştik bu arada.

Ertesi gün Afgan Rumi okuluna misafir olduk.Ancak gördüklerimiz karşısında derin üzüntüye kapıldık. Çünkü Afgan mülteci kamplarında oturan bu çocukların okuldaki durumları da çok iyi değildi.Tam bir yokluğun içinde yaşadıkları her hallerinden belliydi. Çocukların sınıflarda sıra olmadan beton yerlerde oturmaları, küçücük dar sınıflar, 40-50 öğrenci birlikte ders görmeleri ve bazı sınıflarda yazı tahtası bile olmaması bizi çok üzmüştü. Yokluğa rağmen bilgi sahibi olmaya çalışan minicik kalpler…

Çeşitli hediyelerimizi dağıttıktan sonra yaşadıkları kampları da ziyaret ettik.Kurban etlerimizi kamplarda dağıtırken evlerin tezekten yapılmış, birer göz odadan oluştuğunu ve yerlerin sırf çamur içinde olduğunu gözlemledik. Kampların bazılarının ise çadırdan kurulu olduğunu öğrendik. Hepsini gezme imkanımız olmadı ama öğrendiğimiz kadarıyla Pakistan’da bu kamplardan çokça vardı ve bir kampta 80.000 kişiye kadar kalınıyordu.Gerçekten inanması çok zor bu kadar insanın bir arada yaşamasına..

Bizleri etkileyen bir diğer ziyaret de cezaevi ziyaretiydi.Yalnızca bayanların bulunduğu bölümün ziyaret edilmesine müsaade edildi. Bunun için baylar bu ziyarete eşlik edemediler.

Kurban etlerini bayan mahkumlara dağıtmak ve onlarla bayramlaşmak üzere bir sürü kilitli kapıların açılmasıyla yanlarına ulaştık. Bir bahçe içinde küçük küçük odacıklarda kadınlar çocuklarıyla birlikte kalıyorlardı. Yer minderi ve yastıktan başka hiçbir şeyleri yoktu evlerinde.Çocuklara hediyelerini verip bayanlarla sohbet ettik. Bizden daha önce ziyarete gelen İHH gönüllülerinin kefaret karşılığında bazı mahkumların serbest bırakılmasına vesile olduklarını bildikleri için, kadınlar serbest bırakılmak için kefaret talep ettiler. Elimizden geleni yapacağımıza dair söz verdik. Çünkü çocukların annelerinin yanında mahkum olarak, özgürlüklerinden mahrum kalmaları bizi ziyadesiyle üzmüştü.

Pakistan yolculuğumuz süresince elbette hep üzücü hayat hikayeleriyle karşılaşmadık.Bizi onurlandıran, sevindiren, ümitlendiren olaylarla da muhatap olduk. Bunlardan bir tanesi İstanbul ve Bursa İHH ‘nın ortak projesi olan Haripur Yetimhanesi’nin artık tamamlanma aşamasında olmasıydı. Orada yüzlerce yetimin tıpkı Hubeyb kolejindeki yetimler gibi eğitim alacağını, elinden tutulacağını bilmek umutlandırdı bizi. Özelde bizi çok gururlandırdı. Çünkü tuğlalarında bizim de katkımız olsun diye gece gündüz faaliyet yapan Bursa halkının emeklerine şahit olmuş, emeklerinin de hayata geçtiğini görmüş oldum. Allah tüm hayırseverlerimizden razı olsun.

Yine bizleri hayretler içerisinde bırakan Müftü Ahmedhan beyefendinin misafirperverliği dillere destandı. Çünkü Pakistan kültüründe yaşanmamış bir davranış modeli sundu ki o da tonlarca kitapların arasında bereket ve şefkatle kurulmuş bir sofra eşliğinde bize ağırlamasıydı. Bu yetmezmiş gibi her birimizle tek tek tanışıp bizatihi ilgilendi. Şaşkınlığımızı oradaki Pakistanlılar da doğruladı. Çünkü dört tane hizmetli olmasına rağmen ve hizmetli dururken kendileri bir şey yapmaz konumdayken ne oldu da müftü bey bize özel hizmette bulundu diye herkes şaşkınlığını gizleyemedi. Raflarda, yerlerde sıra sıra kitapların arasında hem bilgi dağarcığımızı hem midemizi doldururken, dayanamayarak,müftü beye bu mütevazi davranışını neye borçlu olduğunu sorduk. O da bize çok manidar bir cevap verdi : ‘’ Osmanlı torunlarına hizmet etmek bizim için bir şereftir’’ dedi. Biz hepimiz birbirimize baktık ve çok mutlu olduk. Yolculuk boyunca en onura olduğumuz anlardan bir tanesiydi. Pakistan halkının Türkleri çok sevdiklerini söylemişlerdi ve bizzat bunu yaşadık. Yolda giderken trafik polisi bizi çevirdi, şoförümüz: ‘’Türkler var, onları gezdiriyorum.’’ Dediğinde hiçbir ceza vermeden bizim yolumuzu açtı.

Bu güzel ziyaretler sonucunda şunu gördük ki; İHH Pakistan’da o kadar güzel ve kaliteli faaliyetler yapmış ki,açmadığı kapı bırakmamış. Cumhurbaşkanı bizi makamında ağırladı. Değer bulduğumuzu hayırseverlerin katkılarıyla yapılan kalıcı projelerin getirisi olarak anladık.

Ve nihayetinde orada tanıştığımız, vakit geçirdiğimiz dostlarımız, gözlerimizden kalbine sevgi huzmesi akıttığımız yetim çocuklarımızla vedalaşarak ülkemize dönmek için havaalanına doğru yol almaya başladık. Şükran, dua ve yardım bekleyen umutları da yanımıza alarak uzun bir yolculuğun ardından sağ salim İstanbul’a ulaştık. Zahmeti bol ama unutulması mümkün olmayan anları yaşadığımız bir bayramı geride bıraktık. Rabbim emeği geçenlerden razı olsun.

MÜKERREM TETİK

BURSA /24.12.2011