Bizler Bursa İHH başkanı Hüseyin Kaptan mihmandarlığında beş kişilik bir ekiple büyük bir yetimhaneye kurban faaliyetine doğru yola çıktık. 12 büyükbaş,yani 84 hisse dağıttığımız yetimhane nasıl bir yer diyecek olursanız Osmanlı’nın yetimleri bunlar . 93 harbinde yetim kalmışlar. ACARA bölgesinden bahsediyorum. Osmanlı’nın bir ili iken 1921 de Kars antlaşmasıyla Sovyetlere bırakılan ACARİSTAN!
Şimdi de Gürcistan kontrolü altında özerk bir cumhuriyet : 2.900 km2 lik yüzölçüme sahip olan bu bölge Türkiye nin kuzey doğusundadır.Nüfusu 400-450 bin civarında olan coğrafyanın dini yapısının % 60 ını ortadoks,% 30 unu müslümanlar oluşturmaktadır.
Bayram arefesinde, Batum hayvan pazarında bizlere emanet edilen 84 hisseyi satın almak için sabahın erken saatlerinde hayvan sahipleriyle beraber besmele çekerek günümüze başladık. Bütün pazarı gezdik , genel fiyatları öğrendik ve satıcıların; sürüyü size satalım telkinleri yerine , başkanımızın her esnaftan birer ikişer alırsak onlara da maddi destek vermiş oluruz fikriyle, adilane bir alış verişle, tabiî ki sünnet olan pazarlığı da yaparak 11 büyükbaş hayvanımızı aldık .Ayrıca 12. Hayvanımızı almak için sabahtan beri başkanımızın etrafında döndüğü pazarın en kıymetli ,en heybetli hayvanının pazarlığına başladık.Gürcü vatandaşların bile gözdesi olan ve yanında fotoğraf çektirdiği bu dana için başkanımız; bu hayvan İHH ya yakışır,emanetin hakkını vermiş oluruz, telkinleriyle özel bir pazarlık aşaması kalabalık seyirci topluluğu nezaretinde,fotoğraflar çekilerek hayvan pazarında jubilemizi yapmış olduk.
Acara’da partner kurumumuz Mizani sosyal yardımlaşma derneği başkanı Ömer bey ve Mizani Kur’an kursu müdürü Kemal bey ve kurs hocası Murtaza beylerle beraber kesim yerini incelemeye ve kontrol etmeye gittik. Herşey yolunda gidiyordu.Kesim ile alakalı alet ve edevatların temininden sonra, Batum merkezdeki biricik Osmanlı mimarisi olan Orta camii ni ziyaret ettik.
Sabah namazımızı Mizani kur’an kursunda kıldıktan sonra Bayram namazını ikame etmek için Orta camiine gittiğimizde camiinin tamamen dolduğunu ve avlusunda da yağan yağmura rağmen insanların bir branda altında ayakta beklediklerini gördük,bizler de ayaktaki cemaatin saflarına durarak yağmur altında,ayakta bayram namazını ikame ettik.
Her tarafta kiliselerin olması ,hristiyanlığa teşviklerin olması , şehir merkezinde sadece bir cami olması ,İslami eğitimlerin bulunmamasına rağmen,bayram namazında caminin tıklım tıklım dolu olması sevindirici bir olaydı.
Bayram namazı kılınırken Acara Başbakanı hristiyan olmasına rağmen Orta camii nin dışında yağmur altında bekliyordu .Namaz sonrası müslümanlarla bayramlaşmaya gelmişti.Namaz sonrası cemaate çam sakızı çoban armağanı gofret ikramımız oldu ve cemaatle bayramlaştık. Türkiye’den gelen kardeşlerine sarılmaları onların biz Türkiyeli Müslümanların ilgisine ne kadar muhtaç olduklarını ispatlamıştı.
Kurban kesim alanımızda kasaplarımız ve görevli arkadaşlarımızla dualarla Türkiye’den kalbimizde ve ruhumuzda taşıdığımız vekaletleri kasaplarımızı vekil tayin ederek kesmeye başladık. Bir taraftan etlerin paylara ayrılması ve İHH amblemli poşetlere doldurma işlemleri gün boyu sürdü.
Mizani Kur’an kursu hocası Murtaza hocamızın telefonu susmuyordu ,bazı bölgelerde kurban kesecek Müslüman kardeşlerimiz kurban duasını bilmiyorlar, hoca telefondan dua yapıyor ve tekbirler getiriyor hattın diğer ucundaki Müslümanlar da kurban ibadetlerini ifa ediyorlardı. Buradaki yoğun misyoner çalışmalarına rağmen Rabbimin “Kurban kes” emri yerine getiriliyor olması bizleri sevindiriyordu.
Sovyetler birliği döneminde Müslümanlık baskı altında tutuldu ,İslam dinine ilgi azaldı.Gürcistan‘ın bağımsızlığından sonra bölgede resmi görevlilerce yoğun bir hristiyanlaştırma faaliyetleri yürütüldü.
Geçmişteki tüm bu baskı ve zulümlere rağmen İslami eğitim ve ibadetlerin yasaklanmış olmasına rağmen Acara’da bugün Müslümanlar hala ayaktalar ve Türkiyeli Müslümanlardan ilgi bekliyorlar..
Kesim alanında yüzündeki terlere inat hiç durmadan çalışan bir kardeşimiz vardı ki ona özel teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Konsolosluğumuzun Türkçe öğretmenlerinden bir hocamızın bizimle beraber kurban faaliyetine katılması ve İHH nın partner kurumu Mizani derneğine destek vermesi de sevindirici bir olaydı.
Bayramın 2. Günü tam gün 3.günü de yarım günlük Acara sokaklarında et dağıtımı yaptık. Halk her sene İHH yı bekler olmuş ,kimisinin maddi durumu iyi,kimisinin kötü. Et dağıtımını ihtiyacı olanlar alıyorlar. İhtiyacı olmayanlar ihtiyaç sahiplerine haber vermeye gidiyorlar. Tüm et dağıtımı yapılan insanların isimleri kayıt edildi.
Et dağıtımını Batum’un kenar mahallelerinde genelde Müslümanların yoğun olduğu bölgelerde yaptık ama bölgede yaşayan hristiyan ailelere de verildi.Bizler onların hidayetleri için duada bulunurken onlar da Müslümanların karşılıksız iyilik faaliyetleri karşısında hayretlerini gizlemiyorlar ve bizlere hayır duada bulunuyorlar,teşekkür ediyorlardı.
Acara köylerindeki yoğun yağmurdan dolayı dağ köylerine çıkamadık ama Mizani derneğine köylülerin et haklarını, açık havada dağıtılması için teslim ettik.
Bağışçılarımızın emanetlerinin başından sonuna kadar gerekli yerlere ulaştığını bizzat müşahede etmiş olduk.
O İnsanların yüzlerindeki mutluluk sadece ücretsiz et almak değildi. Onları bayram günü Müslüman kardeşlerinin hatırlaması ve ziyaret etmeleri önemliydi.
Acara yetimhanesine hem kurban eti götürdük ve hem de yanımızda çocuklar için aldığımız hediyeler vardı. .Bizleri yetimhane’nin müdiresi olan 60’lı yaşlarda bir hanımefendi karşıladı ve yetimhaneyi gezdirdi. Götürdüğümüz etler için çok minnettar olduklarını,Türkiye’den bir sivil toplum kuruluşunun kendilerini ziyaret etmelerine çok sevindiğini söyledi. Gürcistan’da böyle ziyaretlerin olmadığını yetimhanenin ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorluk çektiklerini anlattı. Yetimhanenin su tesisatlarında sıkıntılar yaşadıklarını ve bunların tamiratı için gereken bütçeyi uzun zamandır beklediklerini bizlere anlatırken,sayın başkanımız tam yerinde müdahale etti ve bu gereken tadilatın Bursa ihh tarafından karşılanabileceğini ve bunu partner kurumumuzun takip edeceğini söyledi.Bunun üzerine karşımızdaki müdire hanım havalara uçarcasına sevinerek bizlere teşekkür ediyor ve kendisinin de Türkiye’ye geldiğini, Sakarya’da akrabaları olduğunu,bizlere İHH gibi bir kurumun temsilcileriyle tanışmanın mutluluğunu ifade ediyordu.Müdire hanım hristiyan olduğunu söylüyor ama beden dilinde müslümanlar gibi davranıyordu.Biz efendimizin iki parmağını birleştirerek yetimleri desteklemeyle alakalı hadisinden bahsettiğimizde iki parmağını birleştirerek ve parmaklarına bakarak inşallah diyor,elini kalbinin üstüne götürüyor. Yani hala atalarından aldıkları İslami hassasiyetleri var ve bunun farkında değiller. Yetimhanede hristiyan çocuklar var ama nasıl bir hristiyanlıktır ki,bu çocukların bazılarının isimleri Murat , Ahmet , Nazlı ve Elif…bu da dikkatlerimizden kaçmıyor.
Türk Konsolosluğuna yeni konsolos atandığını öğreniyoruz ve randevu alarak ziyaret gerçekleştiriyoruz. Baş konsolosumuzun önemli bir toplantısı çıkınca bizleri yardımcı konsolos karşılıyor ,beyfendinin çay ikramında Acara’daki faaliyetimizi ve yetimhane ziyaretimizi anlatıyoruz, ilgisini çeken faaliyetlerimizi not alıyor.
Mizani sosyal yardımlaşma derneğinin destek verdiği Kuran kursundan bahsetmezsem Acara anılarıma haksızlık etmiş olurum.İki ayrı kurs var ve birinde 15 kız talebe kalıyor,diğerinde 30 erkek talebe kalıyorlar.Talebeler hem devlet okullarına gidiyorlar,hemde hafızlık yapıyorlar . Her birinin mükemmel kıraatleri var ve bir de muhteşem Murtaza hocaları var ki,o Erkek talebelerin, hem annesi hem babası hem arkadaşları... Kur’an kursunun iki öğrencisi Trabzon da İlahiyat’ta okuyorlar.Bir tanesi de Batum üniversitesinde okuyor. Yani hem fenni ilimler hemde dini ilimler,ciddi bir başarıyla devam ediyor.Kursun müdürü Kemal bey her gün kursun ihtiyaçlarını tamamlamak için Batum’u derviş gibi dolaşırken , Mizani dernek başkanı Ömer bey de talebelerle yatmadan önce siyer dersleri yapıyorlar. O eli öpülesi hocalara ve alnı öpülesi yavruları Allah a emanet ederek ülkemize dönüyoruz.
Gürcistan ormanlık bölge olduğu için ağaç dikmiyorlar.Ama bir şeyler dikilmesi lazım,onlarda dağ taş dere tepe haç dikiyorlar. Müslümanlar İslami hizmetlerini Türkiyeli kardeşlerinden gelen yardımlar neticesinde yapıyorlar.Gürcistan hristiyanlığın yayılması için bütçe ayırırken ,bırakın Müslümanlara destek vermeyi Müslüman köylerine kilise yapıyorlar.
Bizler Bursa İHH Acara ekibi olarak görevlerimizi tamamlamanın mutluluğuyla güzel Bursa’mıza salimen döndük.Her cuma namazımızı farklı bir Osmanlı mimarisi olan camilerimizde kılabiliyoruz.Ezan vakti geldiğinde,Bursa ovasında ezan-ı Muhammed-i yankılanırken, bir zamanlar Bursa gibi olup, şimdi yetim kalmış kocaman bir yetimhane olan Acaristan’ı düşünüyoruz ve minaresinde ezan okunması yasak olan Orta camii’nin masumiyeti yüreğimizi parçalıyor. Lütfen Osmanlı’nın yetimi Acaraya sahip çıkalım.
İnternette Acara haberlerini araştırdığınızda oradaki Müslüman kardeşlerimizin ne denli tehlikeler altında kaldığını idrak ediyorsunuz. Bu haberlerden sadece bir haberi yazımın sonuna almak istedim. Vicdan sahibi herkesi bir şeyler yapmaya davet ediyorum.
“Müslüman Türk köyleri topluca Hristiyan oldu!” Bu ifadeler, bir Ermeni sitesinde yer alan haber yazısının başlığıdır. Haberi özetleyelim: “Gürcistan’ın Acaristan Özerk Cumhuriyeti’nde üç Müslüman köy topluca Hristiyan oldu. Yapılan din değiştirme törenine Başbakan Zurab Jvaniya da katıldı. Jvaniya, halkın kendi iradesiyle din değiştirmeye karar verdiğini ifade etti!”
Adem DEMİR
Bursa İHH yönetim kurulu üyesi
16.12.2011-BURSA








