DOĞU TÜRKİSTAN’A niyet KAMBOÇYA’ya kısmet
Yönetim toplantısında sordular kurban bayramında Doğu Türkistan’a gider misin diye tereddütsüz evet dedim. Ancak bana yer söylemeyin çünkü değişir dedim.
Bu benim ihh ile üçüncü ziyaretim üçüncüsünde de değişti. Doğu Türkistan değil de Kamboçya oldu. Allah Allah orası da neresi? Harita da yerini bul. Orada Müslüman var mı? Birçok sorular sıra sıra. Neyse ki öğrendik Beş yüz bin civarında Müslüman varmış. Heyecanlandım tabi ta Kamboçya’ya gidip oradaki Müslümanlarla tanışma şerefine nail olacağız.
Kamboçya Güneydoğu Asya da 14.000.000 nüfuslu anayasal monarşi ile yönetilen 181,000 km2 yüzölçümü olan % 96 Budist % 3 müslüman bir ülke. 9 Kasım 1953 te Fransızlardan bağımsızlığına kavuştu. Komşuları Laos, Tayland ve Vietnam. Tropikal muson iklimi hâkim olup yıl boyunca sıcaklıklar aynıdır. Para birimi Kamboçya rielidir.
Ülke geçim kaynağı tarım ve ürün olarak pirinçtir. Turizm de gelişmiştir. Ancak hayvancılık ve sanayi gelişmemiştir.
Kurban bayramına 2 gün kala yola çıkıyoruz, bursa dan ben, İstanbul’dan gürsel Tanrıverdi ve Şenol Öztürk. Arkadaşlara bakınca iyi bir yolculuk olacağa benziyor. 10 saat uçak yolculuğu Singapur’a iniş. 2 saat ara ve Pnhom pen Kamboçya'nın başkenti. Bizi İldo derneğinden Muhammed ve kayın biraderi Kaddafi çok sıcak bir şekilde karşılıyorlar. Sonra yaklaşık 5-6 saatte 300 km araba yolcuğu ile Battambang şehrine ve Müslümanların yoğun olduğu bir mahalleye geliyoruz.
İldo derneği burada. 20-25 Müslüman bizi derneğin girişinde karşılıyorlar ve sarılıyoruz birbirimize. Kesilecek kurbanlar derneğin bahçesine bağlı hazır bir şekilde bekliyor. Caminin bahçesinde Müslümanlar Malezyalı Müslümanların gönderdikleri kurbanların hisse sahiplerinin isimlerini tek tek büyük bir kartona yazıyorlar. Bunları kurban kesilirken arkasına koyup resim çekiyorlar.
Akşam otelimizde istirahate çekilip sabahı ve bayram namazını bekliyoruz.
Sabah kalkıp kahvaltımızı yapıp yerel saatle saat 07,00 de camiye geçiyoruz. Cami oldukça dolu bayanlar ve çocuklar da gelmişler bayram namazına. İlk önce cami için yardım topluyorlar. Kim ne kadar yardımda bulunuyorsa tek tek anons edip listeye yazıyorlar.
Oldukça uzun hutbeden sonra bayram namazına geçiyoruz. Sonra tüm Müslümanlarla tek tek bayramlaşıyoruz.
Kurbanların büyük bir kısmını cami bahçesinde kesiliyor. Önceden tespit edilmiş ihtiyaç sahibi aileler gelip kurbanları etlerini kendileri alıyorlar. Aynı şehirde kenar mahalleye gidiyoruz. Burada da kurban kesimi yapılıyor. Daha sonra başka bir kenar mahalleye gidiyoruz. Burada Malezyalı kardeşlerimizin ve bizim kurbanlarımız kesiliyor. Biz kısmen dağıtıma şahit oluyoruz. Malezyalı Müslümanlar tarafından yapılmış çok güzel bir cami dikkatimizi çekiyor. Ve ayrılıyoruz.
Yollar tek şerit olduğu için yakın mesafelere bile uzun yolculuklarla varabiliyorsunuz.
Yol üzerinde yetimhane ziyaret ediyoruz. Burası yaklaşık 100 yetimin kaldığı bir kompleks. Derslikler, yatakhaneler, mescit yemekhane ve lojmanı var. 10 adet öğretmen Arapça K.Kerim Fıkıh vb İslami dersler veriyorlar. Burada da yoksulluk göze çarpıyor. Kullanılan eşyalar oldukça eski. Bize hocaların maaşlarını ödemekte zorlandıklarını söylüyorlar. Biraz yardımda bulunuyoruz.
Başka bir şehre Müslümanların bulunduğu mahalleye geçiyoruz. Burada da cami imamıyla ve yardımcısıyla görüşüyoruz. Camiye ilave bölüm için yardım talebinde bulunuyorlar. Bir miktar da buraya yardımda bulunuyoruz.
Daha sonra dünyanın en büyük tapınağının bulunduğu Siem Reap şehrine geçiyoruz. 1200 lü yıllarda yapılmış tapınak yılda bir milyon civarında turist çekiyor. O yıllarda yapılmasına rağmen muhteşem bir yapı duvarların üzerine insan ve çeşitli yaratık figürleri oyulmuş. Ancak hepsi simetrik bir şekilde. Burada satıcılar bize zorla bir şeyler satmaya çalışıyorlar.
Başka bir şehre giderken yol boyunca düşük zemindeki yerlerin büyük bir kısmının sular altında olduğunu görüyoruz. Çok yağış alan bölge olduğu için evler 2 katlı ve altı direkler üzerinde duruyor etrafı açık. Çünkü sürekli alt katlar sular altında. Bazen insanlar evlerine yoldan sal benzeri şeylerle gidiyorlar. Bazıları da su içinde yürüyerek gidiyorlar. Evlerine merdivenle çıkıyorlar.
Avustralya’dan Kamboçya’ya yetim çalışması yapmak için gelmiş Türk asıllı oğuz kardeşimizle buluşup çalışmalarından bilgi almak için Kamppong cham şehrine gittik. Bu şehrin görüntüsü daha fakir. Burada buluşup beraberce feribot türü bir gemiyle nehirden karşıya geçiyoruz. Yakın zamanda su baskını olduğu için yol çok bozuk. Birkaç defa yolda kalma tehlikesi yaşıyoruz.
Gittiğimiz yer kırsalda fakir bir köy. Çocuk nüfusu çok. Bunların bir kısmı yetim. Oğuz Hakan kardeşimiz ocak ayında gördüğü bir rüya ve rüyasında peygamberimizin işareti ile kalkıp buralara geliyor. Tabi elinde adres yok sora sora buluyor buraları. 100 e yakın yetim varmış burada. Oğuz Hakan kardeşimiz İslamı 3-4 sene önce kardeşinin vefatıyla özümsemiş ve kendini hayır işlerine adamış çok heyecanlı ve istekli. Önce bu köyde kendisi başlamış yetim çalışmasına daha sonra Avustralya’da çevresini örgütleyerek dernek kurmuş. Müthiş bir ilgi ve alaka olduğunu bize anlattı derneklerine. Burada onlar da kurban kesmişler. Yakın zamanda gelip sünnet yapacaklarmış yetim çocuklara. Ayrıca sık sık gelip uzun süre kalmayı hedefliyorlar. Buluştuğumuz Oğuz hakan kardeşimiz buraya 5 kişilik ekiple gelmişti. 4 erkek biri bayan.Erkeklerin ikisi Türk ikisi Lübnanlı. Bayan da Lübnanlının eşi.
Bizim çalışma yaptığımız ildo yöneticilerini üstü kapalı eleştiriyor. Kendi çalıştığı ekibi daha çok beğeniyor. Çalıştığı ekipteki Kamboçyalı arkadaş Medine de üniversite okumuş.O da 20-25 bayan üniversite öğrencisine Başkent Pnhom pen de yurt açmış. Okula dışındaki zaman da onlara İslami dersler veriyor.
Köyün merkezinde Malezyalıların yaptırdığı bir cami ile karşı karşıyayız. Büyük ve güzel bir cami. Köyün ortasında en büyük yapı. Yaptıranlardan Allah cc razı olsun.
Burada 6 ton pirinç dağıtımı yapıyoruz. Kamboçya’nın temel besin kaynağı pirinç. Her öğün pirinç yiyorlar. Pilav gibi ancak yağsız ve tuzsuz olarak pişiriyorlar. Dağıtıma gönderilen ilgiye bakılırsa onlar için pirincin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Pnhom Pen de başka Müslüman kardeşlerimizle buluşuyoruz. Bize ev sahipliği yapan Muhammed kardeşimizle bu arkadaşlar arası soğuk anladığımız kadarıyla. İhh bu arkadaşlarla kitap tercümesi projesi yapmış. Çünkü burada Yerel dilde İslami kitap yok. Sadece Kuran meali var ve anladığımız kadarıyla o da yetersiz. İnşallah böyle bir çalışma yapılırsa hayırlı olacağı kanaatindeyim.
Arkadaşlardan ayrılınca Muhammed kardeşimiz bize bu arkadaşlarla senede bir defa Amerikan büyükelçiliğinin verdiği ramazan iftarında bir araya geldiklerini ve şimdi de 2. olarak İHH nın bir araya getirdiğini bize anlatıyor. Üzülelim misevinelim mi bilemiyoruz
Ayrıca Amerika’nın Irak’ta ve Afganistan’da kötü olduğunu ancak Kamboçya da kendileri için iyi olduğunu söylüyor. İlginç bir anekdot olarak hafızalarımıza kaydoluyor bu olay.
Buradan yolculuğumuzun sonuna yaklaşıyoruz. Kısa mesafeyi uzun zamanlarda yol alarak başkent phnom pen’e geliyoruz. Gece otelde istirahat edip gündüz burada Pol pat ve kızıl khemerlerin katliamlarının yaşandığı müze hapishaneyi gezeceğiz.
Gerçekten insan hafızasının alamadığı bir mantıkla toplumu sıfırlayıp yeni bir toplum yaratmak için okumuş tüm insanları, gözlüklüleri, tarlada çalışmayı reddedenleri eli nasırlı olmayanları, kadınları,yaşlıları türlü türlü işkencelerle öldüren çocukları kurşun boşa gitmesin diye duvarlara ağaçlara vurarak öldüren ve ölüm tarlaları adı verilen yerlere gömen bu çağın belki en cani insanlarının yaptıklarının yaşandığı müze hapishaneyi üzüntü acı ve ibretle geziyoruz. Böyle bir şey olur mu diyor insan, yetmişli yıllarda üç milyon insan öldürülüyor. Ne adına sosyalizm adına. Bize rehberlik eden Muhammed kardeşimizin yakınları da bu katliamda öldürülmüş. Kısa bir şehir turu ve yolculuğumuz bitiyor. Hava alanı 2 saat uçuş Singapur. 2 saat mola 10 saat uçuş ve İstanbul.
Böyle bir çalışmada bulunduğum için başta İHH bağışçılarına ve İhh çalışanlarına teşekkür ederim Allah cc çalışmalarını bereketlendirsin inşallah.
27.11.2011
Bursa
Celil UYSAL








