İslam’ın ve Müslüman toplulukların devlet himayesinden mahrum kalışlarının bir yüzyılını geride bırakmış bulunuyoruz. Bu himayesizlik, parçalanmışlık ve buna mukabil hegomonik güç olan batının acımasız, vahşi ve insanlığı ilk günden buyana indiği en sefil, en alçak duruma düşüren uygulamaları ümmete acılarla dolu yüzyılı yaşatmış ve yaşatmaya da devam edecek gözükmektedir. Batı ve İslam ümmeti arasındaki bu varoluş-yok oluş mücadelesinde İslam coğrafyası hali hazırda birleşebilmiş, tavrını belirleyebilmiş ve bu yoldaki yapılanmalırını, kurumlarını henüz oluşturabilmiş değildir. Bu mücadelenin siyasal alanlar dışındaki en kaydadeğer, liyakatli ilk örneklerinden biri muhakkak İHH’dır.
Çalışmalarımız rakamsal, görsel ve duygusal olarak her ne kadar etkileyici de olsa bu yapılanlar takdim edilebildiğinden çok daha öte etkileri, anlamları ve neticeleri olan faaliyetlerdir. Kaldı ki, bulunduğumuz coğrafyanın merkezliği, geçişliği, imparatorluk sonrası toplanma merkezi oluşu, tarihi arka planımızın getirdiği kaçınılmaz sorumluluk, taşra-merkez ilişkisinin getirdiği beklentiler ve son olarak da emperyalizmin çöküş öncesi şuursuz refleksleriyle coğrafyamızı tekrar ateş ve kan denizine çevirmeye başlamış olması İHH’nın yükünü, sorumluluklarını ve karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri kat be kat arttırmaktadır. Karşı karşıya kaldığı tehlikeler tabirini açmakta yarar vardır. Şöyle ki; İHH gözlemlenebilir olan gıda yardımları, giydirme, sağlık, barınma, altyapı, yetim, eğitim vb. yardımlardan öte ön ayak olduğu en önemli şey zihinlerde, vicdanlarda, tutumlarda değişimin öncüsü ve başlatıcısı olmasıdır.
İslam coğrafyasında ümmet bilincinin oluşması, mazlum ve ezilenlere özgüven aşılaması, sömürgeci ve işgalcilerin yüzündeki maskeleri yırtması neticesinde düzen kurucuların ve yerli işbirlikçilerinin hedefi haline gelmesine sebep olmaktadır. İşte bu özgürlük, adalet ve insanlığı, merhameti tekrar yeryüzüne hakim kılma savaşında kaçınılmaz sona biraz daha yaklaştığı bu zamanlar İHH’nın her türlü tehlikelere ve tehditlere maruz olduğu zamanlardır. Unutmayalım ki atalar sözünde olduğu gibi “Marifet iltifata tabidir.”.Böyle zorlu bir yolda muvaffak olmanın olmazsa olmaz şartı Rahman ve Rahim olanın yardımı, vesilesi ise sizlerin ve bizlerin liyakatimiz ve dualarımızdır…








